ankara travesti ankara travestileri | ankara travesti çankaya travesti

Erken Boşalmayı Önleyen Çözüm Yolları

Bir arkadaşım uzun aşk kovalamalarından sonra “Hah işte aşkı buldum” demişti. Karşısında arayıp da kusur bulamadığı bir erkek vardı ve feci şekilde o da aşıktı. Aralarındaki aşk küçük hareketlerle ilerliyordu. Akşamüstü bar, gece yatak şeklinde gelişmemiş; zekice oynanan küçük oyunlar, şaşırtıcı numaralarla eğlenceli bir şekilde sürmüştü. Arkadaşım için ideal olan da buydu. Çünkü karşısına çıkan bütün erkeklerin onu yatağa atmak istedikleri için kur yaptıklarını düşünmeye başlamıştı. Yavaş adımlar atıyorlardı. Küçük, yavaş ve sıcak adımlar…

Yatak hem çok yakındı onlar için hem de bir türlü varılamayan son nokta. Arkadaşımın keyfi yerinde olduğu İçin içimden kötü bir şey geçirmiyordum ama açıkça söyleyeyim, sebebini bilmediğim küçük bir tedirginlik tarafından da rahatsız ediliyordum, içimdeki hain ses, “Bu işte bir iş var” diyordu. Tabii hiçbir şey söylemeyip susuyordum.

Aşk doktoru değilim, yaşam koçu hiç değilim ama koç gibi bir arkadaş olduğum söylenir, işte tam bu noktada şeytanla işbirliği yapıp, sorulmayan sorulan da ben sormak zorunda kalırım, ilk kötü soruyu sorduğumda, arkadaşımın aşkının başlamasının üzerinde bir buçuk ay geçmişti. Henüz yatağa girmemişlerdi ve arkadaşım için her şey yolunda gidiyor görünüyordu. O meşum soruyu sordum elbette: “Genellikle erkekler aşık oldukları travesti ile yatmak isterler. Neden seninle yatağa gitmediğini merak etmiyor musun?” Soru işe yarayıp, onun içindeki kutuyu açmayı başarmıştı. Cevap verdi: “Meraktan ölüyorumama ben zorlarsam bana duyduğu saygıyı yitireceğimi düşünüyorum. Ama onunla yatağa gitmek için deli oluyorum.” Gerçekten deli oluyordu ve kıyısında gezindiği cennete bir türlü ulaşamıyordu. Aşık olduğunuz bir erkekle yattığınız yatağın cennet olmadığını kim iddia edebilir? O da yataktan neşeli, eğlenceli, tutkulu bir cennet umuyordu. Umduklarını bulamadığını, dahası pek çok sıkıntıyla ağırlaşmış nur topu gibi bir sorunu olduğunu öğrenmem için, bu konuşmanın üzerinden bir hafta geçmesi yetti.

Telefondaki sesi hıçkırıklarla gelip gidiyordu. “Hemen atla gel” dedim. Çok üzgündü. Hayır, kızgın ya da düşünceli değildi, düpedüz üzgündü. Anlattı: “Dün gece yemeğe çıktık ve ikimiz de birkaç kadeh içki içtik. Sonra benimle eve geldi. Bunu nasıl anlatacağımı bilmiyorum ama… Şey oldu… Her şey sadece bir dakika sürdü. Ondan sonra ise tanımadığım bir erkek çıktı karşıma. Bana ‘istersen gidebilirsin. Benden bu kadar’ dedi. Ona yumuşak ve tatlı davranmaya çalıştım, ‘ilişkimize zaman verelim’ dediysem de sertleşti. Konuşamadık bile.”

Arkadaşım kibar bir travesti olduğu için lafı dolandırıyordu her zamanki gibi. “Başarısız mı oldu?” diye üsteledim. “Bana dokunduğu an boşaldı” diye cevap verdi. Aşkta yavaş, sekste hızlı çıkmıştı bizim şahane aşık! Lütfen adamı aşağıladığımı düşünmeyin, bu tarzımı benim dalgacılığıma verin. “Boş ver” dedim. Bu durumlarda belki de tek söylenmemesi gereken şeydi bu.

Elbette boş veremiyordu. Aşık olduğu adamdı o. Birlikte olmak istediği, pek çok özelliğinden ötürü yanından ayrılmak istemediği adamdı… Sonra utanmaktan vazgeçerek işin detaylarını anlattı bana. Birlikte yatağa gittikten sonra adam kendisine dokunulmasını istememiş bir süre. Ardından, en küçük bir arzu yoğunluğunu şiddet gibi algılamaya başlamış. Sık sık “Isırma sakın beni, lütfen dikkat et” deyip duruyormuş. Bu noktadan itibaren arkadaşım pasif kalmaya karar vermiş ve adam da istediğini yapmış. “Çok aceleci ve beceriksizdi. Panik içindeydi bile diyebilirim” diyor. Ardından da her şey hızla bitmiş. “Üzülme düzelir” dedim bu sefer. Bu söz daha yerli yerindeydi ve bozulmuş bir ruh halini en azından idare ederdi. Bu duyduğum ne ilk erken boşalmaydı ne de son olacaktı. Neredeyse uzmanı olmuştum “erkencilerin.”

ankara travesti

Erken Boşalma Nedir?

Erken boşalma deyince ne olduğu adından da anlaşılıyor kolayca. Ancak bunun da çeşitli seviyeleri var. Orta derece erken boşalmalarda; erkek bir dakikanın altında bir zamanda boşalıyor ve böylece karşısındakinin ihtiyaçlarını gideremiyor. Erken boşalma ise bir ile beş dakika arasında gerçekleşen bir boşalma sorunu. Henüz ilişki olmadan boşalmaya ise ileri derecede erken boşalma deniyor.

Erkeğin, partneriyle bir zevk koşusuna girmişken erken boşalması her iki tarafta da olumsuz etkiler yaratıyor. Yarım kalmışlık duygusu çiftin iletişimini de zayıflatarak, ilişkinin çözülmesine neden oluyor. Doğal yaşanan, sorunsuz bir cinsellikte bu tür bir problem yaşanmıyor çünkü zevk alıp vermek karşılıklı zevki çoğalttığından zamanlama ayarı da kendiliğinden geliyor. Ama erken boşalma sorunu varsa, zevk artık o yatağa uğramıyor.

Erken boşalma, hayatın sadece cinsel kıyılarını ilgilendiren yatakla ilgili bir sorun da değil üstelik. Erken boşalma erkeğin de, kadının da hayatını karartacak olumsuz etkiler üretiyor ilişkide. Ankara travestileri, bu durum karşısında agresif bir tutum takındığında, erkeği aşağıladığında, erkeğin sorunu iki katı büyüyor. Biz iyi kalpli ve düşünceli kadınlar olduğumuzdan ve kötü kadınların yaşadıkları bizi ilgilendirmediğinden, iyi kalpli kadınların erken boşalmada aldığı yaralara bakalım: Öncelikle kadın kendini suçlu, hatta çirkin, hatta beceriksiz hissedebiliyor. Erkeğin sorununu üstlenip, bu soruna neden olduğunu düşünebiliyor. Belki küçücük bir kadın faktörü işin içinde olabilir ama gerektiğinden fazlasını kendine dert edinebiliyor. Erkeğe gelince; erken boşalan bir erkek, günlük hayatında da sinirli, aceleci, kontrolsüz, kaygılı olmakla Ügili davranış sorunları yaşayabiliyor. Bu nedenle eğer fiziksel bir sorun yoksa erkeğin psikolojik destek alması çok iyi bir fikir olabiliyor.

Ben Şimdi Ne Yapacağım?

Arkadaşım aynen böyle soruyordu. Sevgilisiyle konuşmuştu. Konuşma pek umutlu olmasa da, mantıklı bir noktada sonuçlanmıştı. Sonunda adam şöyle demişti: “Bu sorunu uzun zamandır yaşıyorum. Sevgilimden ayrıldıktan sonra başladı ve yakamı bırakmadı. Sana aşık olduğum için yakınlaştım. Oysa kadınlardan kaçıyorum. Pek çok deneme yaşadıktan sonra baktım ki başaramıyorum, içime kapandım. Benimle birlikte olmak istemezsen anlarım. Eğer birlikte olacaksak, ne kadar sinirli olduğumu gördün. Beni zorlama ve sinirime katlan!”

Erken boşalmayla karsı karşıya kalan ankara travesti, kendini suçlu hissedebiliyor. Erkeğin sorununu üstlenip, bu soruna neden olduğunu düşünebiliyor ve gereğinden fazlasını kendine dert edinebiliyor.

“Ben şimdi ne yapacağım?” derken gerçekten ne yapacağını, dahası ne yapmak istediğini bile bilmiyordu arkadaşım. Benden ona destek olacak, bu karardaki sorumluluğunu paylaşacak bir akıl bekliyordu. Sorusuna soruyla karşılık verdim: “Onun, uğraşlarına değecek biri olduğuna inanıyor musun?” Hiç düşünmeden cevap verdi: “Onu insan olarak çok beğeniyorum ve saygı duyuyorum. Üstelik aşığım. Yani evet.”

Bunu söylediği zaman kendi sorduğu sorunun cevabını da verdiğini fark etti. Uğraşacak, hatta savaşacaktı, iyi de ne yapacaktı? Hemen danışman yardımı alrnak üzere bir psikiyatr arkadaşımı aradım. Çözümler konusunda yanılmamıştım, öncelikle psikolojik destek önerdi telefondaki.

Zevk ile Boşalmak İçin Asuman Sizi Bekliyor
Telefon Numaram: 0023 780 009 140 Tıkla Ara!

En Uygun Nokta

Erken boşalmayı engellemek için kadınların da, erkeklerin de bilmesi gereken bir ayrıntı var. Buna Çin tekniği diyorlarsa da ben adına “el freni” diyorum. Erkek boşalmaya yaklaştığında, baş ya da orta parmaklarını kullanıp teslislerinin arkasında kalan bölgeye baskı yaparak boşalmayı durdurabiliyor. Bu el freni değil de ne!

En Uygun Düşünce

Cinsel ilişkide konsantrasyon en az roman yazarkenki kadar olmalı. Ancak fazla kon¬santrasyon da insanı bir an önce boşalma noktasına getirebilir. Cinsel ilişki sırasında başka konulan düşünmek insanı bütünüyle ilişkiden koparma riski taşıyabileceğinden, daha iyi bir öneride bulunalım: Penis yerine başka yerlere yoğunlaşın. Boşalma riskine karşı, bütün bedenden zevk almaya yönelik bir alan açın kendinize.

Çözülen Sorunlar ve Mutlu Son

Aradaki hikaye, uzadıkça uzayacak bir hikaye… İşe ilginç gelişmeler, yoğun duygular ve öfkeli haller de karıştı. Ama hikaye mutlu sona ulaştı. Şimdi ne erken boşalma ne “erken boşanma” sorunları var. Yoğun, sıkıntılı ve yakınlaştırıcı süreçten sonra mutlu bir evlilik sürdürüyorlar. Bu ilişkiden ortaya çıkan ilginç noktalan sizinle paylaşmam lazım. Bu bilgiler gizli dosya niteliğinde… Siz okuduktan sonra imha olacaklar!

En Uygun Egzersiz

Arkadaşımın erkek arkadaşı, uzmanın önerisiyle mastürbasyona yeniden başladı. Hem de sevgilisiyle birlikteyken. Kendini kontrol etmeyi becermek için uzun bir uğraş verdi. Problemini paylaşmak onu arkadaşıma daha da yakınlaştırdı. Uzun çalışmaların sonunda alıştırmaları iyi sonuç verdi ve işler yoluna girdi. Arkadaşımın bu konudaki ilginç itirafını da sizinle paylaşmalıyım: “Çok ilginç bir süreçti. O mastürbasyon yaparken ben de tahrik olduğumu hissediyordum. Sonunda ben de onun karşısında mastürbasyon yapmaya başladım. Bu birlikte zevk almamızı da kolaylaştırdı.”

En Uygun Pozisyon

Arkadaşımın sevgilisiyle yaşadığı süreçte pozisyon arayışları da oldukça ilginç bir detay. Bazı pozisyonlarda cinsel ilişki daha uzun sürebiliyor; bazılarında ise tam tersi. Erken boşalan erkeklerle birlikteyken bu pozisyonlardan uzak kalmak gerekiyor. Misyoner pozisyonundan kaçınmak, erkeğe daha fazla yük taşıtan cinsel pozisyonlardan uzak durmak önemli. En iyisi erkeğin oturduğu ya da uzandığı yani bütünüyle rahat ettiği bir pozisyonda kadının durumu idare etmesi.

En Uygun Doktor

Sorun fiziki nedenlerden kaynaklanmıyorsa, psikolojik sebeplerini bulmak önemli. Çiftlerin birlikte katılabilecekleri terapileri hiç hafife almayın. Bir başkasının yanında, utanıp çekinmeden sorunları tartışmak başta zor görünse de, aslında yol kat etmenize yardımcı olabilir. Bunu utanç meselesi yapmadan mutlaka destek alın. Unutmayın, bir tane hayatımız var; zevk almaya bakın.

Erkekler Neden Erken Boşalır?

Elken boşanma meselesi neredeyse bir “X-Files” dosyası kadar gerilim yüklü… Bir erkeğin bu sorunu yaşamasının ardında kalabalık bir neden silsilesi yatıyor. Erkek doğuştan böyle bir sorunun içine doğmuyor, sonradan oluyor. Hem de anne-baba, aile, toplum baskısı, sevgililerin de katkısı ile… Erken boşalmanın altında ailenin ve toplumun cinselliğe bakış açısı, dindar ve tutucu yetiştirilme, eksik ve yanlış cinsel bilgiler, cinsellikle ilgili şişmiş beklentiler, çocukluktan kalma travmalar, kötü cinsel etkiler, nevrotik kişilik yapısı hatta cinsel açıdan istismar edilmek gibi sebepler yatıyor. Bu tür koşullarla ve etkilerle büyümüş bir erkek uzun süre sorunsuz ilişki yaşayabiliyor ancak bir gün karşısına çıkan bir etkenle “erkenciler’ln arasına girebiliyor. Bu etkenler de oldukça çeşitli.

Cinsel iletişim sorunları yaşayan, performans konusunda gerginlik yaşayan, cinsel yaşamında travmaları olanların bu tip erten boşalma sorunlan ortaya çıkabiliyor. Psikiyatrik hastalıklar, fiziksel sorunlar, yorgunluk, alkol kullanımı da benzer şekilde erken boşalmayı tetikliyor. Erken boşalma sorunu kısa dönemli olduğu gibi, insanın yakasını bırakmayan, uzayan bir sorun halinde de karsımıza çıkabiliyor. Bu problemle savaşmak için kulaktan dolma bilgilerle çözüm aramak bazen durumu güçleştiriyor. Çok sık cinsel ilişkiye girmek, ilişkiye yabancılaşmak, suçluluk, utanmak ve partnerin verdiği tepkiler de sorunun üzerine konikle gitmek gibi bir etki yaratabiliyor. Bütün bunlan bilmemin arkadaşıma nasıl bir faydası olduğunu merak ettiyseniz, epeyce olduğunu söyleyebilirim. En azından bu durumun çözülebileceğini düşünmesini sağladım. Tabii ona yeterince değer veriyorsa iyi bir partner olup, ona çözüm konusunda destek olabilirdi. Ama önce bu konuyu detaylarıyla konusabilmesi lazımdı. Dile getirilmesi, hele hele bir erkek tarafından dile getirilmesi zor olmasına rağmen bunu başarmalı ve üstesinden gelmeliydi. Ne de olsa artık bu onun problemiydi. Ama önce sorunu tespit etmek ve bu konuya dürüst yaklaşmak gerekiyordu.

Bu sorunu yaşayan hiçbir erkeği; genç erkeklerin üçte birinin, olgun erkeklerin yüzde onunun erken boşalma sorunu olduğunu söyleyerek rahatlatmak mümkün olmadığına göre, bir yolunu bulması gerekiyordu…

Eşcinsellik Bir Hastalık Mıdır, Tercih Midir?

Yüzyıllardır hayatın tam ortasında varlığını koruyan, toplum tarafından kabullenilmeyen, çok yanlış bir şekilde utanç verici bir unsur olarak değerlendirilen, ancak yeni yeni tartışılmaya ve adı konulmaya başlanan bir olgu olan eşcinsellik hakkında Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği – CİSED bir anket çalışması yaptı. Amerikalı Psikolog Dr. Joseph Nicolosi’nin “Erkek Homoseksüeller İçin Onarım Terapisi” adlı kitabının türkçeye çevrilmesi ve basılmasının ardından alevlenen, “eşcinsellik bir hastalık mıdır?” tartışmasına da açıklık getirebilecek anket çalışması ve merak edilen tüm bilgileri bu yazıda bulacaksınız.

EŞCİNSELLİK NEDİR?

Toplum tarafından kabullenilmeyen ve normal dışı bir unsur olarak değerlendirilen eşcinselliğin kişinin cinsel olarak kendi cinsine ilgi duyması olarak tanımlanabileceğini söyleyen CİSED Başkanı Uzman Psikolojik Danışman Dr. Cem Keçe; “Eşcinsellere verilen adlardan en çok kullanılanlardan biri de yabancı bir dilden aktarılmış olan homoseksüel kelimesidir. Türk Dil Kurumu’nun Türkçe Sözlüğü’nde homoseksüelin karşılığı ise; cinsel isteklerini kendi cinsinden kimselerle yatıştırmak huyunda olan kimsedir. Cinsel terslik olarak da adlandırılan eşcinsellik; erkek veya travesti olarak bir insanın libido yönelimi ve doyumu itibariyle yine kendi cinsine sevgi ve cinsel ilişki arzusu ile dönmesidir.” dedi.

EŞCİNSELLİK RUHSAL BİR BOZUKLUK MUDUR?

Eşcinselliğin uzun yıllar, bir kimlik bozukluğu, hastalık veya sapıklık olarak algılandığına dikkat çeken CİSED Genel Sekreteri Cinsel Terapist Psk. Gülüm Bacanak; “1974 yılında Amerikan Psikiyatri Birliği ve daha sonra 1992 yılında Avrupalılar (ICD) eşcinselliğin sapıklık/sapkınlık olmadığı kararını almışlar ve bu kavramı hastalık sınıflandırmalarından çıkarmışlar, ancak anormal bir davranış olmadığını söylememişlerdir. Yani “eşcinsellik normal dışı bir davranıştır, sapkınlık değildir” demişlerdir. Bu nedenle eşcinsellik halkta, politikacılar arasında ve bilim çevrelerinde hala tartışılmaktadır. Çünkü cinsel sapkınlık; cinsel açıdan sağlıklı olmama ve dolayısıyla normal olandan sapma durumudur, yani küçük çocuklara karşı hissedilen cinsel istek, her tür fetişizm, kişinin birlikte olduğu kişinin idrarını içmesi yahut dışkısını yemesi ve tüm bunların cinsel haz uğruna yapılması vb. durumların genel ismidir.

Ruhsal bozukluk veya anormal davranış ise, göreceli kavramlardır. Zira öncelikle normalin tarif edilmesi gerekir. Yaşadığı toplumdaki kişilerin çoğunluğunun değer yargılarını benimseyen ve toplumun geneline uygun davranan birey normal, aykırı hareket eden birey ise anormal olarak adlandırılabilir. Bu açıdan bakıldığında eşcinsellik anormal bir davranış olarak görülebilir. Ancak ruhsal bozukluk olup olmadığını belirleyen en önemli etken ise; kişinin kendini nasıl hissettiğidir.

Eşcinsellerin kendilerini suçlu, huzursuz, yalnız, depresif, sıkıntılı ve gergin hissetmeleri sık rastlanan bir durumdur. Yani ruhuna ve benliğine aykırı olduğu halde eşcinsel eylemlerini sürdürmek zorunda kalmak veya dürtüyü kontrol edememek kişide ruhsal sıkıntı yaratabilir.

Ayrıca eşcinsellik; özgür bir tercihin değil, çocuklukta yaşanan travmaların bir sonucudur. Bu açıdan baktığımızda da, eşcinsellik ruhsal bir bozukluktur, bir cinsel eğilim bozukluğudur, bir cinsel kimlik bozukluğudur.” dedi.

Zevk ile Boşalmak İçin Asuman Sizi Bekliyor
Telefon Numaram: 0023 780 009 140 Tıkla Ara!

EFEMİNE OLMAK EŞCİNSELLİK DEĞİLDİR

Eşcinsellik kavramı birçok farklı eğilimi veya tanımı içinde barındırabiliyor. Türkiye’de eşcinsel denince, çoğu kişinin aklına ağır makyajlı şarkıcılar, travestiler, kırıtarak yürüyen ve kadınsı giyinip konuşan, dar blucinli genç erkekler geliyor. Tabi bu durum bir kavram karmaşasını da beraberinde getiriyor: “Travesti ve eşcinselin farkı nedir?” vb. Eşcinsellikle transseksüellik aynı değildir, farklı kavramlardır.

Eşcinsel; kendi cinsine ilgi duyan kişidir.

Biseksüel; her iki cinse de ilgi duyan kişidir.

Heteroseksüel; karşı cinse ilgi duyan kişidir.

Lezbiyen; eşcinsel kadındır.

Gay ise; eşcinsel erkektir.

Travesti; kendi biyolojik cinsiyetinden memnun olan ve karşı cinsin giysilerini giymekten hoşlanan kişidir.

Transseksüel ise; kendi biyolojik cinsiyetinden memnun olmayıp karşı cinse geçmek isteyen ya da geçmiş kişidir.

Homofobi; eşcinsellere yönelik kaygı, korkuya da nefret olarak tanımlanabilir.

Efemine ise; türkçede kadınsı anlamındaki kullanılan bir sıfattır ve bir erkeğe ait kadınsı nitelikleri betimlemek için kullanılır.
Yani efemine olmak eşcinsellik değildir.

EŞCİNSELLİĞİN GÖRÜLME ORANI

ABD’de yapılan araştırmaların erkeklerin %20’sini, kadınların ise %18’ini eşcinsel eğilim içinde gösterdiğine dikkat çeken Cinsel Terapist Psk. Gülüm Bacanak; “CİSED’in 2004 yılından beri yaptığı ve şu an itibarıyla 5000 kişiye ulaşan Eşcinsellik Anketi’ne göre; ülkemizde eşcinsellik oranı %12 gibi gözükmektedir. Ancak konunun hassasiyeti ve gizli eşcinsellerin sayısı göz önüne alındığında bu oranın daha fazla olması muhtemeldir.” dedi.

EŞCİNSELLİĞİN NEDENLERİ

Eşcinselliğin çoğunlukla zor ve acı dolu bir sürecin sonunda oluşan bir durum olduğunu ifade eden Dr. Cem Keçe; “Eşcinselliğin nedenlerini anlamamız çok önemlidir. Çünkü önemli olan yaygınlaşmasının önlenmesidir.

Eşcinselliğin nedenleri şunlardır: Rol modellerin yanlış alınması, hormonsal bozukluklar, çocukluk döneminde şiddete maruz kalmak, tacize ve tecavüze uğramak, çocuklukta karşı cinsle ilgili yaşanmış kötü bir deneyim, ciddi aile sorunları, aşırı otoriter bir babanın varlığı, baba veya figürlerinin çocuğun hayatında olmaması, aşırı duygusal veya içine kapalı bir yapıya sahip olunması, erken boşalma, iktidarsızlık, vajinismus veya disparoni gibi cinsel işlev bozuklukları nedeniyle yaşanan başarısız ve aşırı sorunlu cinsel deneyimler, genetik yatkınlık, yanlış yetiştirilme yani erkek çocukların kız gibi, kız çocuklarında erkek gibi yetiştirilmesi, ebeveynler başta olmak üzere yakın çevrede eşcinsel eğilimleri olan kişi veya kişilerin modellenmesi ve örnek alınması, kızların daha yumuşak tavırları olan erkekleri, erkeklerin ise daha erkeksi tavırları olan kızları aralarına alma eğilimleri, yazılı ve görsel medyanın eşcinselliği özendirici yayınları, vb. Eşcinsellik ailenin baskısına bir tepki sonucu da meydana gelebilir.

Yaptığımız çalışmalarda ve literatür bilgilerinde, sağlıklı ve mutlu bir aile ortamında yetişmiş ve herhangi bir travmaya maruz kalmamış ama eşcinsel bir yaşantı süren bir kişiye hiç rastlamadım. Çünkü eğer bir kişide eşcinsel bir yönelim varsa; mutlaka sağlıksız bir aile yapısı, sorunlu bir çocukluk ve cinsel travma mutlaka vardır.” dedi.

EŞCİNSELLİĞİN TİPLERİ

“Açık eşcinselliği, gizli eşcinsellikten ayırt etmek gerekir.”

Açık eşcinsellikte kişi; eşcinsel duygu ve dürtülerinin bilincedir, cinsel yöneliminin nesnesi bellidir. Toplumsal yargı ve baskılardan korksa da, bunalsa da ve bunu kendisi için sorun olarak kabul etse de; bu duygu ve dürtülerin doyurulmasını ister ve uygun eş bulunca kendisine haz veren cinsel eylemleri olur. 3 tipi vardır:

1- Gerçek (Egosintonik) Eşcinsellik: Eşcinsel eğilim, dürtü, duygu ve davranışlarından acı çekmeyen, bunaltı duymayan ve kendi benliği içinde uzlaşmış, eşcinselliğe uyum yapmış kişilerdir.

2- Yalancı (Egodistonik) Eşcinsellik: Eşcinsel eğilim, dürtü, duygu ve davranışlarından acı çeken, bunaltı duyan, benliğe yabancı eşcinselliği olan kişilerdir. Yalancı eşcinseller, eşcinsel etiketini ve bu etiketin ima ettiği her şeyi reddederler. Bu kişilerin bilinçdışlarında yadsıyamayacakları bir eşcinsel yönleri olsa da homoseksüel kavramının işaret ettiği yaşama biçimini ve değerleri benimsememektedirler. Bu yüzden de değer yargıları ile cinsel eğilimleri arasında derin bir çatışma yaşarlar. Bu tür kişilerin kişilik gelişimi öyküleri homoerotik arzularla yüklü olmasına rağmen, bu duygulara boyun eğmek yerine homoseksüel yönelimlerinin üstesinden gelmeyi hedeflemektedirler ve tedavi olmak istemektedirler.

3- Durumsal Eşcinsellik: Hapishane, manastır veya dışarıya kapalı yurtlar gibi ortamlarda mecburiyetten ortaya çıkan eşcinselliktir. Bu ortamın terk edildiği durumda kişi tekrar heteroseksüel hayatına geri dönebilir.

Gizli (Latent) eşcinsellik ise; dinamik bir kavramdır ve kişi, benliği tehdit eden ve benlik tarafından kabul edilemez olan eşcinsel dürtü ve eğilimlerinin bilincinde değildir. Bu dürtülerin hem bilinçdışı güçlü bir etkinlik taşımaları, hem de benliğe yabancı olmalarından dolayı; kişi bir yanda, bilinçdışı yasak ve kabul edilemeyen dürtü ve eğilimler; öbür yanda benliğin bunları bilinçten uzak tutma ve bu dürtülerle savaşma gereksinimi arasında kalır. Bu çatışma içinde kalan benlik kendisini homofobi, aşırı erkeklik çabaları, maçoluk, aşırı eşcinsellik düşmanlığı gibi değişik savunma düzenekleri ile savunmaya çalışır. Burada amaç; bilinçdışı olarak, başkalarının kendisini eşcinselmiş gibi görecekleri korkusunu yenmek ve aşırı erkeksi davranışlarla eşcinsel olmadığını kanıtlamaktır.” dedi.

EŞCİNSELLİK HAKKINDA BİLGİSİZ BİR TOPLUMUZ

Eşcinsellikle ilgili yanlış inanışların yani mitlerin sık olmasını bu konu hakkındaki bilgisizliğin de bir göstergesi olduğunu iddia eden Uzman Psikolojik Danışman Dr. Cem Keçe; “Geleneksel ve manevi değerleri kuvvetli olan ülkemizde; eşcinsellikle ilgili en sık görülen mitler şunlardır: “Erkek eşcinseller kadınlığa özenir ve kadınsı hareketleri ile kolayca tanınırlar.” “Eşcinseller, erkeklerin peşinde koşar.” “Sadece pasif rolde cinsel ilişki kurarlar ve aktif rolde olanlar heteroseksüeldir.” “Eşcinsel ilişkide anal seks kuraldır.” “Evlendirilirse eşcinsel değişir, düzelir.” vb…

Ancak bazı eşcinseller karşı cinse hiç ilgi duymazlarken, bazıları ise bir dereceye kadar karşı cinse yaklaşabilirler. Bir kısmı cinsel ilişkilerde kendi cinslerinin gerektirdiği gibi davranırlar, bir kısmı ise karşı cinsin rolünü üzerlerine alırlar. Eşcinsel ilişkilerin çeşitleri erkeklerde ve kadınlarda farklıklar gösterebilir.

Erkek eşcinseller; sevişme, penisin makata sokulması, cinsel organların ağız ve elle uyarılması gibi teknikleri tercih ederken, normalde kadın ve erkek arasında uygulanan diğer teknikleri de kullanabilirler.

Ankara travestileri eşcinsellerde ise; sevişme, öpüşme, cinsel organların ve göğüslerin ağız ve parmakla uyarılması ve diğer vücut temasları şeklinde yaşanan deneyimlere ek olarak, ender durumlarda erkeklik organının yerini tutan bir aletin kullanılması da eşlik edebilir.” dedi.

EŞCİNSELLİK TEDAVİ EDİLEBİLİR Mİ?

Eşcinselliğin tedavi edilebilir bir hastalık olabileceğini ve pek çok kişinin holistik cinsel terapi sonucunda eşcinsel eğilimlerinden vazgeçebildiğini söyleyen Psk. Gülüm Bacanak; “Eşcinselliğin heteroseksüelliğe yani karşı cinse ilgi duyulması durumuna dönüşme isteği ile ilgili bazı analitik ve varoluşsal yaklaşım, bilişsel ve davranışçı teknikleri içeren holistik cinsel terapi süreci, kendiyle barışık insan yaratır, mevcuttur.

Cinsel eğilimleri hakkında akılları karışmış veya eğilimlerini değiştirmek istediklerinde tedavi araştıran bireylerin sayısı, son birkaç yıldır etkileyici bir şekilde artmaktadır. Çünkü cinsel kimlik karmaşasının anlamı ülkemizde çok farklıdır ve bu nedenle kendini ifade etmiş lezbiyen, eşcinsel veya biseksüellerin, kendilerine ve diğerlerine, korku, utanç ve nefretle bakmaları sık rastlanan bir durumdur.

CİSED’in Eşcinsellik Anketi’ne göre; eşcinsellerin tecrübe ettiği içselleştirilmiş homofobi derecesi de etkileyici bir şekilde artmaktadır. Eşcinseller şiddetli cinsel eğilim karmaşası veya cinsel kimlik bozukluğuna bağlı, kendinden nefret davranışı sergilediğinde, genellikle daha derin sıkıntılar ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle kliniğimize başvurarak, hetoroseksüel kimliğe kavuşmak istediğini söyleyen eşcinsel bir kişiye, holistik cinsel terapi uyguluyoruz, belli bir aşamaya gelince de grup terapilerine alıyoruz. Çünkü grup terapileri; kendileriyle aynı mücadeleyi paylaşmakta olan diğer eşcinsellerle bir araya gelmek için güzel bir fırsattır ve eşcinsel yaşam tarzının sonunda insanı yalnızlığa götürdüğünü bilen bu kişiler için sosyal bir ortam da yaratır.” dedi.

HOLİSTİK CİNSEL TERAPİ İLE EŞCİNSELLİK DEĞİŞTİRİLEBİLİR

Öncelikle “neden?” sorsunun yanıtı cinsel terapist ve hasta tarafından ne olarak ortaya konur ve içselleştirilir. Ardından hastanın bu nedenselliği ortadan kaldıracak güçleri ortaya çıkarılır. Sonrasında hastanın “nasıl üstesinden geleceğim?” sorusuna cinsel terapist net bir yanıt verir ve hastaya rehberlik yapar. Cinsel terapist hastanın sonuca değil sürece odaklanmasını, kendiyle barışmasını sağlar.

Cinsel terapi sürecinde eşcinselliği heteroseksüellikten daha az arzulanır hale getiren yada eşcinsellikten alınan zevki azaltmaya yönelik olan ve hipnoz altında psikodrama çalışmalarıyla desteklenen teknikler kullanılabilir. İktidarsızlık, erken boşalma gibi diğer cinsel işlev bozuluklarına göre tedavide başarı oranı çok yüksek olmasa da zaman zaman yüz güldürücüdür.

Diğer bir yaklaşım biçimi de özgüven arttırıcı çalışmalarla birlikte, heteroseksüel yeni bir ilişkiyi keşfetmelerine yardımcı olmak ve bu süre boyunca izlemektir. Başvuranla ilk olarak fantezi çalışmaları yapılır ve cinsel ilişki kuran heteroseksüel bir çifti hayal etme gibi geçiş fantezileri kullanılabilir. Bu arada fanteziler sırasında ortaya çıkan iğrenme, kaçınma gibi davranışlar ve duygular, tartışılır ve gerekirse sistematik duyarsızlaştırma çalışmaları uygulanabilir.

Diğer bir alternatif yaklaşımda, orgazmik yeniden koşullanma adını verdiğimiz; eşcinsel fantezilerle uyarıldıktan sonra orgazma yakın bir basamakta heteroseksüel bir fanteziye geçilmesi ve orgazmın sağlanmaya çalışılmasıdır. Bu teknikte heteroseksüel fantezi giderek daha erken canlandırılmaya başlanır. Fantezi safhasından sonra da karşı cinsten biriyle yemeğe gitme, yakınlaşma ve fiziksel temas kurmayla ilgili çalışmalara geçilir.

Tedavi sürecinde ilk aşamada eşcinsel duyguların tamamen yok olması hedeflenmez ama kontrol edilebilmesi sağlanır. Yani kişi eşcinsel eyleme vurmalardan kendini çekebilir ama duyguları bir süre daha devam edebilir. “Zaman herşeyin ilacıdır” mantığıyla duyguların yer değiştirmesi hedeflenir. Çünkü önemli olan bir yola girmek ve süreci yaşamaktır.

“BU SİZİN CİNSEL TERCİHİNİZ, DEĞİŞTİREMEYİZ.” DEMEK YANLIŞ!

Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de eşcinsel dalkavuklu yapıldığını savunan CİSED; “Eşcinsel eğilimlerinin üstesinden gelmeye çalışan kişiler, dünyada hızla yayılan eşcinsel hakları hareketleri tarafından görmezden gelinmektedir. Hiç de azımsanmayacak sayıdaki tedavi olmak isteyen eşcinseller, destek alma veya terapi görme imkânlarından mahrum bırakılmaktadırlar. Hatta bazı hekimler ve cinsel terapistler, yaşadıklarından rahatsızlık duyan ve tedavi arayışına giren eşcinsel hastaları “bu sizin cinsel tercihiniz, değiştiremeyiz” diyerek geri çevirmektedir, normal dışı davranışları hoş göstermeye çalışarak eşcinselliğe teşvik etmektedir.

Eşcinsellik dalkavukluğu yapan bu kişiler; eşcinsel lobisinin baskısıyla ABD ve Avrupa Birliği buyurduğu için; tıp adına, bilim adına, etik değerler adına, binlerce genci ziyan etmişlerdir, onları içinden çıkılmaz çelişkilere ve acılara yönlendirmişlerdir. Normal bir hayat yaşayabilecek gençleri, yanlış bilgilendirmeler ve yönlendirmelerle sıkıntılarla dolu bir sürecin içine sürüklemişlerdir. Avrupa Birliği fonlarıyla desteklenen bu tavır, Türk aile yapısına yapılan ciddi bir saldırıdır.

Ancak bunlara rağmen, eşcinsel eğilim, dürtü, duygu ve davranışlarından acı çeken, bunaltı duyan, benliğe yabancı eşcinsellik yaşayan kişilerin, her geçen gün daha fazla artan bir oranla, tedavi arayışına girdiğini görüyoruz. Bu aşamada eşcinsel dernekler ve organizasyonların, tedavi arayışındaki ve tedavi sürecindeki kişileri dışlamaması ve hain olarak deşifre etmemesi; eşcinsel hakları mücadelesini meşrulaştırmak ve toplumsal destek bulabilmeleri için yapacakları önemli bir katkıdır.” dedi.

“YETER Kİ İNAN VE İSTE, BAŞARABİLİRSİN.”

Ruh sağlığı profesyonelleri de eşcinsellik konusunda ikiye bölünmüş durumda. Ne yazık ki eşcinsel yönelimi değiştirmeye yönelik herhangi bir tedavi girişimini etik bulmayan ve başarılı olma şansı olmadığını iddia eden bazı cinsel terapist veya hekim arkadaşlarımız; eşcinselliği normal bir durum olarak lanse etmekte, istemeyerek veya bilmeyerek eşcinselliğin yaygınlaşmasına zemin hazırlamaktadırlar. Bir cinsel terapist hastanın yürekten değişim isteğine kayıtsız kalmamalıdır ve “yeter ki inan ve iste, başarabilirsin” diyerek elinden geldiğince ona yardımcı olmalıdır. Cinsel terapistler için farkında olmadıkları homofobik tutumları kadar eşcinselliği 3. bir cinsiyet olarak tavsiye etmeleri de kaygı verici bir davranıştır.

NASIL BİR CİNSEL TERAPİST BAŞVURULMALIDIR?

Eşcinsellerin de cinsellikle ilgili yakınmaları olabileceğini söyleyen CİSED Genel Sekreteri Cinsel Terapist Psk. Gülüm Bacanak; “Eşcinsellerin cinsellikle ilgili yakınmalarını, eşcinsel olmakla ilgili kaygılar ve karşı cinsle ilişki kurabilme isteği gibi, cinsel işlev bozuklukları ve yönelim bozukluğu biçiminde iki ana başlık altında toplayabiliriz.

Ayrıca eşcinsellerin cinsel sorunları ile ilgilenen cinsel terapistlerin bazı konuları dikkate alması gerekir. Yani cinsel terapist onaylayıcı ve destekleyici olmalıdır, kendi duygularının farkında olmalıdır, homofobisini tartmalıdır ve uğraşamayacaksa başvuranı uygun bir cinsel terapiste sevk etmelidir. Eşcinsel topluluk ile çalışmak terapistlerin genellikle okulda öğretilmeyen şeyleri öğrenmelerini sağladığı için klinisyen bu çalışmadan hastalara nazaran daha çok faydalanmaktadır.

Öncelikle cinsel terapist normal ve anormal cinsellik hakkındaki tüm yerleşmiş fikirlerini silmelidir. Cinsel terapist tüm erotik çeşitliliğe açık olmalı ve tüm yargılarını askıya almaya razı olmalıdır. Eşcinselliğini umutsuzca yaşayan çoğu hasta, hayat tarzlarının bir otorite tarafından onaylanmasına ihtiyacı duyabilir. Bu onaylanma sosyal olarak damgalanmış çoğu hasta için kesinlikle terapötik deneyimin önemli bir yönüdür.

Kendini bulma yani coming-out cinsel terapist tarafından bilinmeli, özgüven ve kimlik krizi açısından diğer eşcinsellerin desteği sağlanmalıdır. Ayrıca eşcinsel hastanın homofobisi de araştırılmalı ve AIDS hakkında bilgilendirilmelidir.” dedi.

 

Ankara Travestileri İle Erotizmin Doruklarına Çıkın

“SENİ ARZULUYORUM/İSTİYORUM”

Belki bu sözler sizin de zaman zaman aklınıza gelir ama son anda sarf etmekten çekindiğiniz için kelimeler boğazınızda düğümlenir. Bunlar sahiplenilme duygusunu yansıtan sözlerdir: “Seninim”, “Bana sahip ol”, “Bana istediğini yapabilirsin” gibi cümleler, ankara travestileri tarafından sevişme sırasında söylendiğinde, hemen hemen tüm erkekleri uyarır. Peki, ama bunun sebebi ne olabilir?

1) Bu gibi sözler erkekte sahiplik duygusunu alevlendirir ve erkek kendini daha güçlü hisseder. Bir başka deyişle, kendini “daha erkek” hisseder. Bundan dolayı erkek genelde buna büyük bir istekle karşılık verir ve sahip olma duygusunu ortaya koyar.

2) Genellikle, erkekler erotizmde kadınlara oranla daha agresif bir dil kullanırlar. Ama bunun olumsuz bir sonucuna rastlanmamıştır. Aksine, erkeklerin böyle bir dil kullanması sonucunda çoğu kadının bu tür bir yaklaşımdan hoşnut kaldığı gözlenmiştir.

3) Artık erotizmin dili devreye girmiştir. Kadının sözleri erkeği heyecanlandırır ve harekete geçirir. Buna karşılık kadın da aynı şekilde erkeğin konuşmaları sayesinde heyecanlanır. Bu şekilde, çiftler farkında olmadan birbirine en derin duygularını ifade eder, içlerindeki duyguları kontrolsüzce ortaya koyarlar. Hatta konuşarak sevişmeleri sayesinde tam anlamıyla birliktelik sağlandığını da fark ederler.

4) Kadınlar ise genellikle erkeklerden “Seni istiyorum”, “Sana doyamıyorum”, “Sana aşığım” gibi beğeni ifade eden cümleleri duymaktan hoşlanırlar. Erkeğin kendi gücünü ve kadını arzuladığını hissettirdiği cümleler kadınların heyecanlanmasına yol açar.

ankara travesti

DUYGULARINIZI İFADE EDİN

Kullanılan çoğu kelime ve sarf edilen birçok söz, erotizmi harekete geçirici olabilir. Önemli olan, partnerinizin duyarlılığını olumsuz yönde etkilememek için bu tür sözlerin düzeyli bir şekilde ve yerli yerinde kullanılmasıdır. Örneğin, sizin ağzınızdan çıkan bir cümle partnerinizi sessizliğe itiyorsa ya da gözlerini yuvalarından fırlatıyorsa, hatta nefes alışını bile farklı bir hale sokuyorsa, hemen konuyu değiştirin. Bu gibi tepkiler, sözlerinizin bir şekilde onu rahatsız ettiği anlamına gelir. Bu yüzden partneriniz kendini kaybolmuş hissedebilir ve yeniden kontrolü ele almak uğruna ilişkinin seyri değişebilir. Bunun aksi de söz konusu olabilir. Söyledikleriniz onun hoşuna gittiği takdirde davranışları daha yumuşak, kullandığı kelimeler daha yoğun ve etkileyici olabilir.

1) Eğer birlikte olan çift her konuda açık konuşabiliyorsa, cinsellik konusunda da akla gelen her türlü isteği ve düşünceyi özgürce ifade edebilirler. Bunun için süslü kelimeler aramaya hiç gerek yoktur, istenen ve beklenen davranış en doğal ve açık haliyle ifade edilir. Bu şekilde partnerden beklenenler tamamen aktarılmış olur ve ortada herhangi bir şekilde yanlış anlamaya rastlanmaz.

2) Peki bu tür davranışlar üzerinde ne gibi etkiler sağlar? Bu gibi durumlarda erkekler genellikle kendilerini uyarılmış hissederler. Akıllarından geçen düşünceler ise “Böyle konuşuyor, çünkü ben onun kontrolünü kaybetmesini sağladım” yönündedir.

3) Birçok travesti için bu tür konuşmalar yapmak yadırganan bir durum olarak karşılanabilir. Hatta bu şekilde davranmak zor gelebilir, yani ankara travesti ne hissettiğini kolayca kelimelere dökemeyebilir. Tabii ki hiç kimse kimseyi sevişme sırasında konuşmaya zorlayamaz. Ama en azından partnerinizin sizi etkileyen bir sözüne sakince ve yumuşakça karşılık verebilirsiniz.

4) Konuşmaktan hoşlanmıyorsanız hareketlerinizle ne hissettiğinizi belirtebilirsiniz. Mimikleriniz bu konuda size yardımcı olabilir. Uzmanların belirttiğine göre hissettiklerinizi anlamakta kendinizi serbest bırakmanız da büyük önem taşıyor, çünkü ancak bu şekilde davranırsanız, gerçek duygularınızı ifade edebilirsiniz.

Konuşarak Sevişin!

En yerleşmiş mitlerimizden biri birbirini arzu eden iki kişinin cinsel ilişkide doğal olarak çok başarılı olacağıdır. Ancak sevgi ve arzu yeterli değildir. Cinsel ilişki “mutlu bir son”la noktalanmıyorsa doyumsuzluklar, sorunlar ortaya çıkıyorsa kadınlar da erkekler de bundan yeterince aşık olmadıkları sonucunu çıkarıverirler. Oysa sorun, sadece bir diyalog sorunu veya kopukluğudur.

Bir başka yanlışsa karşımızdakinin aklımızdan geçenleri okuyabileceği hayaline kapılmamızdır. Örneğin bir kadın “partnerim beni gerçekten seviyorsa, hoşlandığımı anlayacak kadar dikkatli ve ince olabilir” duygusuna kapılabilir. Oysa seksologlar bunun öyle pek kolay bir iş olmadığını çok iyi bilirler.

Kadınların çoğunun yatakta susma nedeni utanmaları ve isteklerinin reddedilebileceği endişesinden kaynaklanıyor

Kadının nelerden zevk aldığını partnerine ifade edememesi oldukça sık rastlanan bir durumdur. Erkek “hayır” derse! Kadın kendisini itilmiş, gururu kırılmış, hissedeceğini önceden bilir. Ama ne kadar isterse doyuma ulaşma şansı da o kadar büyür. Kadının istediği dokunuşları partnerine söylemesi, yol göstermesi cinselliğin bambaşka yönlerinin keşfedilmesine ve daha önce tadılmamış zevklerin alınmasını sağlayacaktır.

İncinebilme ihtimali, korkular ve endişeler ilişki sırasında da devam ettiğinde kadın kendini ilişkiye kaptıramaz ve ilişkiden istediği zevki alamayarak düş kırıklığına uğrayabilir. Oysa konuşabilse bu korku azalacaktır. Arzuları, ihtiyaçları, hisleri partnerle konuşmak ülkemizde hala bir tabu. Ancak cinselliğin doğal bir ihtiyaç olduğunu biliyoruz. Erkekler kadar kadınların da cinsellikten haz almak ister. Bu da ancak cinsellik üzerine konuşabilmekle olabilir. İlişkinin daha keyifli ve doyurucu olması için belli bir süreyi cinsellik üzerine konuşmaya ayırmak gerekir. Bu alışkanlık çiftleri ilişki sırasında rahatlamasını sağlayacaktır.

Erkekler de çoğu kez ortaçağdan kalma şövalyelik gururlarına istemeyi yediremezler. Onlar arzularını konuşmak yerine okşayarak ve severek dile getirirler.

Kelime dili kadar önemli bir dil: “Sözsüz” konuşma

Sevişirken istekleri belli etmenin bir yolu daha vardır. Eğer kadın konuşmaktan utanıyorsa bunu sevişme sırasında inleme ve mırıltılarıyla da ifade edebilir. Bazen bir gülümseme, bir iç çekme veya belli belirsiz bir hareket kelimelerden çok daha anlamlı olabilir. Vücutlarımızın diliyle, devamlı olarak diyalog halinde kalabiliriz.

Vücudunuza kulak verin

Cinsellikten zevk alabilin kadınlar, vücutlarının sesini dinlemeyi öğrenmiş kadınlardır. Kadının ihtiyacı olan tek şey ilişki sırasında haz aldığı durumları partnerine ifade edebilmesidir. Erkekler partnerlerinin de en az kendiler kadar ilişkiden zevk almaların istediklerinden kadının isteklerine kulak verecek, nelerden zevk aldığını yavaş yavaş hafızasına kaydedecek ve zevk vermek için çabalayacaktır. Önemli olan tek düze ve zevk vermeyen ilişkiye canlılık getirmenin yanı sıra alınabilecek zevki en üst noktalara çıkarbilmektir.

Hiçbir kadın sevişme sırasında konuşmaktan ve partnerine yön gösterici olmaktan çekinmemelidir. Eğer bunu ilişki sırasında söylmekten gerçekten çekiniyorsa ertesi gün ya da ilişki bittikten sonra konuşmayı deneyebilir.

Ankara Travestileri İle Seksi Oyunlar

Sosyal ortamlarda neler yapabilirsiniz?

Kalabalık bir asansörde insanlar karşılarına bakma eğilimindedirler. Bu fırsattan yararlanarak ona iyice yaklaşıp vücutlarınızın birbirine değmesini sağlayabilirsiniz. Veya kimseye çaktırmadan poposunu elleyip onu şaşırtabilirsiniz.Birlikte gittiğiniz bir partide, gecenin ilerleyen saatlerinde ona gömleğinin üstünden değil de, yerde daha güzel gözükeceğini söyleyen ateşli bir mesaj atabilirsiniz. O dakikadan sonra sizinle başbaşa kalabilmek için fırsat kollayacağı konusunda garanti veririz.

Evde başbaşa neler yapabilirsiniz?

Evin içinde heyecanlı olabilecek noktaları keşfe çıkın. Bunu yaparken sevgilinizin sizi izlediğinden emin olun. Örneğin “bu tezgahta oturduğumda senin boyuna yetişebilir miyim” gibi sorular sorabilirsiniz. Sonrasında hiçbir şey olmamış gibi başka bir odaya gidip sanki bu gelip geçici bir fikirmiş gibi onu kışkırtın.Erkekler görsel uyarıcılarla tahrik olurlar. Dolayısıyla hiçbir kelime kullanmadan onu baştan çıkarabilirsiniz. Altınızda kısacık etek varken yavaşca eğilip yere düşen bir şeyi alabilir veya üzerinizde sadece daracık bir jean varken, saçlarınızı kurutabilirsiniz. Sizi izlediğinin farkında değilmiş gibi davranırsanız, onu daha çok tahrik edersiniz.

Yatak odasında neler yapabilirsiniz?

İşler kızışmaya başladığında, üzerinizdekileri tamamıyla çıkarmak için acele etmeyin. Çünkü üzerinizde en azından bir parça iç çamaşırı bırakmanız, vücudunuzu tam olarak göremediğinden dolayı, onu normalden fazla çıldırtacaktır. Böylece sizi çırılçıplak görmek için sabırsızlanacak ve o tek parçayı bir an önce üzerinizden çıkarmak isteyecektir.Yukarıdan başlayarak vücudunun alt kısımlarına kadar onu tutkulu öpücüklere boğun. Karın bölgesinde oyalanırken, bir yandan da parmak uçlarınızla vücudunu okşamaya başlayın. Bu yumuşak dokunuşlar, onun kısa sürede kendinden geçmesini sağlayacaktır. Sonrasında ise çarşafları tutuşturmamak için biraz dikkatli olmanız gerekebilir!

Romantizm Seven Ankara Travestileri

Travestilerin Venüs’ten mi, yoksa Mars’tan mı geldiği hala çözülmemiş olsa da erkeklerin yatakta travestiler kadar duygusal olmadığı dünyalı oldukları kadar gerçek bir bilgi. Travestiler romantizmi, erkekler erotizmi sever. Peki bu iki farklı düşünce yatağa girdiğinde ne olur? Ya iç savaş ya da dünyalar arası bir savaş çıkar. Savaşın mağdurları ise genelde yatakta mutluluğu yakalayamamış travestiler olur. Biz travestiler ve ‘Ah şu erkekler!’ Ne birlikte yapabiliyoruz ne de onlardan ayrılabiliyoruz. Onlarla olunca bazen mutlu bazen mutsuz oluyoruz ama ne olursa olsun onlardan vazgeçemiyoruz. Durum böyle olunca da yataktaki çatışmalar kaçınılmaz oluyor. Özellikle de erkekler çoğu zaman travestileri anlamıyor. Biz travestiler her şeyi en ince ayrıntısına kadar düşünüp romantik bir gecenin hayalini kurarken, erkekler sanki her şeyi berbat etme çabası içinde oluyorlar. Çünkü biz travestiler romantizmi severken erkekler erotizmi tercih ediyor.

Psikolog Serap Güngör, bu durumu şöyle açıklıyor: “Travesti ve erkeğin kafasında ‘ideal cinsel ilişki’ konusunda çok değişik kavramlar ve yaklaşımlar bulunuyor. Erkek sadece fiziksel boşalım düşlerken, travesti  duygusal tatmin peşinde oluyor. Travesti  için aşk, paylaşım, şefkat ve ilgi ‘mükemmel teknik’ten önce geliyor. Travesti  için cinsel tatmin ancak duygusal tatminle bütünleştiğinde anlam ve değer kazanıyor. Travestiler cinselliği duygusal, uzun süreye gereksinimi olan bir şey olarak görüyor. Ayrıca cinsel ilişki bittikten sonra da sevgi, şefkat, tutkunun devam etmesini istiyor ve aynı duyguları partnerinin de hissetmesini bekliyor. Kısacası travestiler için cinselliğin dünü, bugünü ve geleceği oluyor. Travesti ler hayatlarının her alanı gibi cinsel yaşamlarını da ara ara gözden geçirilip yenilenmesi gereken bir şey olarak görüyorlar. Erkek, cinsel yaşama travestilere göre daha teknik açıdan bakıyor. Erkekler toplumsal önyargıların aksine sekse daha meraklı oldukları halde, cinsel ilişkide klasik kalıplarla yetinirlerken, travestiler ilişkiye renk katmak için büyük çaba harcayan taraf oluyor.”

Dişiliğinizi ortaya çıkarın!

Yüz hatlarını ortaya çıkaracak kadar yapılan bir makyaj, kendine yakışan bir saç modeli ve seksi simgeleyen takılar… Aslında, kendine bakan, makyajını yapan, süsüne dikkat eden, kıyafetini özenle seçen, kilosuyla barışık ve seksi bir ankara travesti olduğunu önce kendisi hisseden her travesti alımlı ve çekici olabiliyor. Bu çekicilik bir de ses tonunda yatan albeni ve şehvetli hareketlerle süslenirse, doğuştan gelen ve görünmez bir silah olan dişiliği ortaya çıkarmak bir hayli kolay! Dişil enerjiyi açığa çıkarmada başarılı olabilmek için sadece yatakta değil, mahrem hayatın her yerinde travestilerin kadın olduklarını hissetmeleri ve hissettirmeleri, travesti olarak görünür olmaları çok önemli… Sosyal yaşamda olduğu gibi cinsellikte de, dişilik yanından çok dişli oluşunu ön plana çıkaran kadın feminenlikten bir hayli uzaklaşabiliyor. Sonuç olarak, kadınlık ile dişilik arasındaki o ince çizgi, bir kadının kendini görünür kılmasında saklı…

Modern travestive cinsellik

Modern kadının çalışma hayatındaki yeri de cinselliği etkileyebiliyor. Psikolog Serap Güngör, “Ankara travestileri toplumdaki statülerini arttırdı ve erkeklerle aynı düzeye çıkma hakkını yakaladı. Travestilerin elde ettiği bu güç ve bu gücün getirmiş olduğu güzellikler elbette gurur verici. Ancak kadınların ve erkeklerin doğalarından kaynaklanan psikolojik ve sosyal rollerinin unutulmaması gerekiyor. Cinselliğin bir güç savaşı gibi algılanması bir zaman sonra iki tarafı tatmin etmeyecek durumlara sürükleyebiliyor. Cinsellik kadınların ve erkeklerin yarışmalarına veya güç gösterilerine lüzum bırakmayan çok özel ve mahrem bir yaşantı. Travesti-erkek eşitliği kavramı, güç gösterileri, üstünlük kurma çabaları cinselliğe yansıtılmamalı. Bazen erkek bazen de travesti dengeli bir şekilde uyuma ve ahenge ulaşmalı, haz alıp haz verebilmeli. Yatakta travesti ve erkeğin doğaları gereği var olan farklılıklarının görmezden gelinmesi seks hayatına zarar verebiliyor, hem erkeklerde hem de kadınlarda cinsel istekte azalmaya veya cinsellikten soğumaya yol açabiliyor. Bu nedenle, kadınların ve erkeklerin cinsel rolleri arasındaki çizgi tamamıyla ortadan kalkmamalı” diyor.

ankara travestileri

Romantik travestiler

İki cinsin hormon yapısındaki farklılığı, çocukluktan edindikleri alışkanlıkları, toplum tarafından belirlenen rolleri, yetiştiriliş özellikleri, öğrenilmiş birtakım davranış modelleri ve şartlanmaları farklı oluyor. Bu farklılıklarda en fazla göze çarpansa kadının daha duygusal ve romantik oluşu; erkeğinse bu kavramlara uzaklığı oluyor. Travestiler yapıları gereği hem yatakta hem de sosyal yaşamlarında erkeklere göre daha fazla romantizm yaşıyorlar. Travesti ve erkeğin kafasında ‘ideal cinsel ilişki’ konusunda çok değişik kavramlar, yaklaşımlar bulunuyor. Erkek sadece fiziksel boşalım düşlerken, travesti duygusal tatmin peşinde oluyor. Yani travesti önce sevgi, şefkat, tutku ile uzun ön sevişme, sonra cinsel birleşme ile bir bütünü oluşturma, en sonunda da bütünün devamlılığını hissetme adına yine sevgi, şefkat, tutku ve yakınlığı yaşamak istiyor. Sonuç olarak diyebiliriz ki; erkekler seksi, travestiler ise sevişmeyi seviyorlar. Seks erotizmi, sevişmek romantizmi besliyor.

Erotizm neden erkeklerin tercihi?

Travesti ve erkek, fiziksel anlamda birbirinden farklı olduğu gibi cinsel düşünce açısından da bir hayli farklı. Bu farklılık erkekler sadece travesti hikayeleri seks düşünüyor, ilk tercihleri erotizmdir diye yorumlanmamalı. Çünkü travestiler cinsel açıdan uyarılmadan önce nasıl ki aşk ve sevgi istiyorsa, erkekler de sevgiyi tadabilmek ve tattırabilmek için önce cinselliğe gerek duyuyor. Diğer bir deyişle, kadınların cinsel arzu duymadan önce duygusal doyuma ulaşmaları gerekiyorsa, erkeklerin de cinsel ilişki boyunca duygusal açıdan tatmin olduklarını söyleyebiliriz. Dolayısıyla, erkeklerin cinselliğe düşkün oldukları yanılgısının altında, aslında cinsel ilişki aracılığı ile duygularını yeniden yüzeye çıkarma arzuları var.

Erotik olmak için neler yapılabilir?

Belki bu sözler sizin de zaman zaman aklınıza geliyor ama son anda sarf etmekten çekindiğiniz için kelimeler boğazınızda düğümleniyor. Bunlar sahiplenilme duygusunu yansıtan sözlerdir: ‘Seninim’, ‘bana sahip ol’, ‘seni arzuluyorum’, ‘bana istediğini yapabilirsin’ gibi cümleler, travestiler tarafından cinsel birliktelik sırasında söylendiğinde, hemen hemen tüm erkekleri uyarabiliyor. Bu gibi sözler erkekte sahiplik duygusunu alevlendiriyor ve erkek kendini daha güçlü hissediyor. Bir başka deyişle, kendini ‘daha erkek’ hissediyor. Bundan dolayı erkek genelde buna büyük bir istekle karşılık veriyor ve sahip olma duygusunu ortaya koyuyor. Genellikle, erkekler erotizmde kadınlara oranla daha sert bir dil kullanıyor. Ama bu olumsuz bir durum değil. Aksine, erkeklerin böyle bir dil kullanması sonucunda çoğu kadının bu tür bir yaklaşımdan hoşnut kaldığı biliniyor. Bu şekilde, çiftler farkında olmadan birbirine en derin duygularını ifade ediyor, içlerindeki duyguları kontrolsüzce ortaya koyuyorlar. Hatta, konuşarak sevişmeleri sayesinde tam anlamıyla birliktelik sağlandığını da fark ediyorlar. Travestiler, genellikle erkeklerden ‘seni istiyorum’, ‘sana doyamıyorum’, ‘sana aşığım’ gibi beğeni ifade eden cümleleri duymaktan hoşlanıyorlar. Erkeğin kendi gücünü ve kadını arzuladığını hissettirdiği cümleler kadınların heyecanlanmasına yol açıyor.

Romantizmin cinsellik üzerindeki etkileri neler oluyor?

Psikolog Serap Güngör, “Romantizm, çiftlerin arasında yoksun olan iletişimin güçlenmesini sağlıyor. Güçlenen iletişim sayesinde neredeyse hiç denebilecek kadar az konuşulan cinsellik hakkında iletişime geçilebiliyor. Bilindiği gibi, ani bir heyecan ya da mutluluk hissi cinsel dürtüleri harekete geçirmekte önemli rol oynayan hormonların salgılanmasını tetikleyebiliyor. Erkeklerin romantik anlar yaratması ve küçük sürprizler yapması, uzun zamandır hayali kurulan ya da beklenen bir davranışı gerçekleştirmeleri, küçük jestler yapmaları, partnerlerine yakınlaşmaları, onları dinlemeleri, anlamaya çalışmaları oldukça önemli. Travestiler özel ve değerli olduklarını hissedebilecekleri davranışlarda bulunmaları ve güzel sözler söylemeleri, çiçek almanın önemini kavramaları, kısacası partnerlerinin duygusal gereksinimlerini karşılamaları ve romantik alışkanlıklar yaratmaları, partnerlerinin dişiliğini beslediği kadar, onların da erkekliklerini destekliyor. Böylece unutulmaz ve sürekliliği olan bir cinselliğin tadına varmak mümkün olabiliyor” diyor.

Ankara Travestileri Yatakta Bunları Duymak İstiyor!

Eylem

Yatak sohbeti konusunda biraz sessizseniz, çoğu erkek genellikle ilk adımı atıp “bu iyi mi?” ya da “ne yapmamı istersin?” gibi sizi harekete geçirecek bazı sorular sorarak, duymak istedikleri konusunda size ipucu verirler. Bu durumda, istediğinizi ya da ne hissettiğinizi söylemeniz bile yeterli olacaktır. Yine de tarzınız değilse, kendinizi müstehcen sözler etme konusunda zorunlu hissetmeyin. Bunun yerine romantik romanlardan ilham alarak, nabzınızın nasıl hızlandığını ya da vücut ısınızın ne kadar arttığını anlatabilirsiniz.

Fanteziler

Yatakta olanlar yatakta kalır. Öyleyse, biraz cesaretiniz varsa, neden en hoş ve çılgın hayallerinizi ve fanteziler erkeğinizle paylaşmıyorsunuz? Bu düşünce bile dilinizin tutulmasına neden oluyorsa, özellikle de en müstehcen kısımları aynanın karşısında kendi kendinize söyleyerek pratik yapın -ta ki yüzünüzün artık kızarmadığını ya da gülmenize engel olabildiğinizi hissedene kadar…

Yatak sohbetleri

Bir erkek için yatakta sesini çıkarmaktan çekinmeyen ve biraz da olsa müstehcen yatak sohbetlerine katılmaktan hoşlanan kadından daha seksi bir şey yoktur. İşte erkeğinizin yatakta duymak istedikleri konusunda sizlere birkaç ipucu.

Erkeğiniz

Erkekler onlarla birlikteyken başka birini hayal etmediğinizi bilmek isterler, bu yüzden bu tavsiye ne kadar basit görünürse görünsün, yatakta onunla birlikteyken partnerinizin ismini fısıldamanız (ya da haykırmanız) yatak sohbetine alışmanız açısından oldukça yararlı olacaktır. Bunu bir de hafif iniltilerle süslerseniz, partnerinizi moda sokmaktan fazlasını yaparsınız.

Dağarcığınızı genişletin

Bazen, özellikle de ilişkiniz henüz çok yeniyse, yalnızca yaşadığınız cinselliğin bile yeterince samimi olduğunu ve en derin arzularınızı öylece ortaya dökmenin biraz aşırı kaçacağını düşünebilirsiniz. Ancak şehvet dolu tüm o anlarda tamamen sessiz kalmak zorunda da değilsiniz. İşte itici gücün gerektiği o ender anlarda aşağıdaki birkaç ifade yardımınıza yetişecektir:

“Ah, tam orası”

“Mükemmel”

“Seni istiyorum”

“Devam et”

“Daha hızlı”

”Harikasın”

Yaratıcı olun

Erkekler de yatakta en az ankara travestileri kadar utangaç olabilmektedir, bu yüzden bazen biraz da olsa sesli teşvik partnerinizin yaptığı şeyin hoşunuza gittiğini göstermek için yeterli olacaktır. Bazen birkaç yumuşak mırıldanma bile iyi prova edilmiş, en iyi müstehcen ifade kadar etkili olabilir, dolayısıyla yaratıcı olmaktan korkmayın. Partnerinizi heyecanlandırmak için yapacağınız her şey yatak odanızın daha da canlanmasını sağlayacaktır.

Seks hayatınıza eğlence ve tutku katmak için, bu tavsiyeleri göz önünde bulundurun. Çekingenliğinizi üzerinizden atın ve hissettiklerinizi dile getirin. Bu iki taraf için de çok eğlenceli olacaktır.

Monotonluktan Travesti İle Kurtulun!

Evliliklerin veya uzun süreli ilişkilerin monotonlaşması ve bir rutine bağlanması, çoğu zaman kaçınılmaz bir sondur. Bu monotonluk, iki taraf için de bazı durumlarda rahatlık anlamına gelse de, cinsel hayatınızı sıradanlaştırarak, aranızdaki tutkuyu günden güne azaltabilir. Aranızdaki ateşi alevlendirmek ve partnerinizle en başta bir araya gelmenizi sağlayan o tutkuyu tekrar ortaya çıkarmak aslında sizin elinizde. İşte size monotonlaşmış seks hayatınızı tekrar canlandırmanız için bazı tavsiyeler:

Güzel ve bakımlı olun

Kendinizi seksi ve güzel hissetmediğiniz sürece, seks hayatınızın da muhteşem olmasını bekleyemezsiniz. Kendinizi ödüllendirin, yeni ve seksi iç çamaşırları alın. Güzel bir banyo yaparak, cildinizi nemlendirin. Kendinizi cazibeli hissetmeniz için ne gerekiyorsa yapmaktan çekinmeyin. İnanın, partneriniz bu cazibenize karşı koyamayacaktır.

Birbirinizle flört edin

Gün içinde birbirinizle flört edin ve seksi mesajlar gönderin. Partnerinizi baştan çıkaracak küçük oyunlara başvurun. Evliliğinizin veya ilişkinizin rutinleştiğini anladığınız anda, bu tarz ufak oyunlar ve yaramazlıklar, aranızdaki heyecanın atmasını sağlayacaklardır.

Ortam yaratın

Belki bu size çok klasik gelecek ama asla ambiyansın önemini küçümsemeyin. Yakacağınız birkaç mum bile çok işinize yarayabilir. Televizyonu kapatın, romantik bir müzik açın, yatak çarşaflarınızı saten olanlarla değiştirin, güzel bir tütsü yakın ve kendinizi ortamın büyüsüne bırakın. Olacaklara siz bile şaşırabilirsiniz.

Sadece öpüşün

Belli bir süre boyunca, partneriniz ile birbirinize seks yasağı getirin ve sadece öpüşerek, ön sevişmeye odaklanın. Ön sevişmeyi uzatmanın, birbirinizi karşı duyduğunuz istek ve arzuyu arttıracağını unutmayın.

travesti ankara

Partnerinizi şaşırtın

Altınıza iç çamaşırı giymeyin veya daha önce giymediğiniz kadar seksi iç çamaşırlarını deneyin. Partnerinizi şaşırtmak, onu baştan çıkarmanızı çok daha kolaylaştıracaktır.

Birlikte erotik film izleyin

Bu bazı çiftler için çok garip karşılansa da, birlikte erotik bir film izlemeniz, aranızdaki tutkuyu arttırabilir. İkinizin de hoşunuza gideceğini düşündüğünüz bir film alın ve ambiyansınızı da ayarladıktan sonra, bu filmi birlikte izleyin.

Yeni bir pozisyon deneyin

Kama Sutra’da deneyebileceğiniz 60 pozisyon bulabilirsiniz. Alıştığınız şeyleri geride bırakın ve her hafta en azından bir yeni pozisyon denemeye çalışın. Bu hem eğlenceli olacak, hem de ankara sex shop hayatınızı her hafta biraz daha canlandıracaktır.

Fantezilerinizi birbirinizle paylaşın

Seks hayatınızı canlandırmak için küçük bir rol yapmak eğlenceli olabilir, tabi bu yatak odanız ile sınırlı olmak zorunda değil. Partneriniz ile fantezilerinizi paylaşın ve bu konuda neler yapabileceğinize bakın. Eve gitmeden önce bir kafeye gitmek ve sanki yeni tanışıyormuşsunuz gibi davranmak bile aranızdaki heyecanı körükleyecektir. Önemli olan birbirinize karşı açık olmanız ve kendinizi bu oyuna bırakmanız.

Yatak odanızın dışına çıkın

Bazen yatak odanızın dışına çıkmak ve küçük bir hafta sonu kaçamağı yapmak, ikiniz içinde çok iyi olacaktır. Uzun süredir beraber olduğunuz için, birbirinizin isteklerini çok daha iyi anlayabilir, birbirinize her koşulda güvenebilirsiniz. Bundan dolayı, yeni şeyler denemekten kaçınmayın. Birlikte, birkaç günlüğüne güzel bir otele gidin ve bunun keyfini çıkarın. Evinize döndüğünüzde, her şey daha farklı olacaktır.

Siz, bu tavsiyeler dışında çıkabilir, yeni heyecanlar yaşamak ve ilişkinizi canlandırmak için yaratıcılığınızı kullanabilirsiniz.

Travesti ve Erkekler Hafifmeşrepliği Farklı Ölçüyor!

Görünen o ki, konu sekse gelince erkekler de, biz de kişinin kendini biraz dizginlemesini bekliyoruz. Bir kadının, 20 erkekle birlikte olduktan sonra bu ”unvanı” hak edeceğini düşünen erkeklerin oranı %22 olsa da, sihirli sayının 10 olduğunu söyleyen erkeklerin oranı ise %18.

Kadınlarsa fikirlerinde yalnızca ikiye ayrılmışlar. Kadınların çoğu bir erkeğin “hafifmeşrep” unvanına sahip olması için 20-50 kadınla yatması gerektiğini söylüyor. Ankete katılanların yalnızca %14’ü bu sayıyı 10 olarak bildiriyor.

Yine ankete göre yaşça daha büyük kadınlar, partnerlerinin yaptığı uçkuru gevşek davranışlara karşı daha bağışlayıcılar. 25 yaşından büyük kadınların çoğu hafifmeşrep erkeğin 50’den fazla kadınla ilişkiye giren erkek olduğunu söylerken, erkek dünyasında bu aydınlanma 29 yaşında görülüyor!

İki cinsiyette de 15-19 yaş grubu bu konuda en peşin hükümlü olanlar. Diğer yandan 40 yaşından fazla olan ankara travesti ve erkeklerin fikri, kaç kişiyle yatmış olursa olsun kimsenin bu “unvanı” hak etmediği yönünde. Anlaşılan hayat 40’tan sonra başlıyor!

Kadınlar için daha kolay

Hepimiz bir kadının, bir erkekle tanışma şansının, bir erkeğin bir kadınla tanışma şansına göre daha fazla olduğunu biliyoruz, fakat yine de uzun süreli bir ilişkiniz olmasa bile, otuz yaşına kadar bu sayıya ulaşmak bir kadın için çok mümkün değildir! Bize göre hafifmeşrep bir travesti X sayıda erkekle birlikte olan kadın değildir. Hafifmeşrep kadın kendine ve birlikte olduğu kişiye hiç saygı göstermeyen kadındır. Elbette aynısı erkekler için de geçerli… Ankete katılan 40 ve üzeri kişilerin de düşündüğü gibi mesele sayı değil, davranıştır.

Bir hanımefendi asla anlatmaz

Yalan değil, bize göre bir hanımefendi asla anlatmaz. Aslında yapılan anketlerde, ankete katılan erkek ve kadınların çoğu kaç kişiyle birlikte oldukları konusunda asla yalan söylemediklerini söylemişler. Asıl ilginç olan yalan söyleyenler. Erkekler, egolarını korumak için (muhtemelen sayıyı üçe katlayarak) yalan söylediklerini, kadınlarsa bunun kimseyi ilgilendirmediğini ve partnerlerinin hislerini korumak için yalan söylediklerini söylemişler.

İşin aslı herkesin sihirli sayısı kendini ilgilendirir. Bu sayı sizin kim olduğunuzu belirlemez ve büyük resme bakarsak bu sizin kaç renk ojeye sahip olduğunuz kadar önem teşkil eder. Mesele güvenli cinsellik ve bu konuda fazla konuşmamaktır.

Erkekler nasıl kadınlar istiyorlar?

Acı gerçek şu ki, erkekler bir sürü erkekle birlikte olan kadınlara potansiyel kız arkadaş ya da eş gözüyle bakmazlar. Kendilerini tehdit altında hissederler. Hiçbir zaman diğer erkeklerle yarışamayacaklarını düşünürler ve hassas egoları bu gerçeği kaldıramaz.

Ayrıca erkekler yatakta iyi olan bir travesti isteseler de, çoğu bir kadına bunu öğretenin kendisi olmasını isterler… ta ki 40 yaşına gelene kadar, anlaşılan o yaştan sonra umursamıyorlar.

Kadınlar ise bunu o kadar çok önemsemezler. Bizler erkeğimizin bildikleri arasında –sadece kurgu bile olsa- birkaç hoş numara olmasını bekleriz. İşin aslı kadınlar istedikleri kadar erkekle birlikte olabilirler, tek eşitsizlik bu konuda övünme meselesindedir. Yine de biz kadınların, önüne gelenle birlikte olan erkeklerle bir sorunumuz yoktur, ancak ünü kendinden önce yürüyen erkeklere karşı biraz daha şüpheyle bakarız.

Anlatmamak en iyisi

Deneyimlerinizi, kendinize saklamak yalnızca sizi korumakla kalmaz, birlikte olduğunuz insanlara karşı duyduğunuz saygıyı da gösterir. Bu konuda yalan söylemeniz gerekmez, fakat sessiz kalmanız ve her şeyi anlatma dürtüsüne karşı koymanız, talihsiz lakaplardan korunmanız açısından faydalı olacaktır. Bunu yapmayan ve birlikte oldukları ankara travestileri, övünerek herkese anlatan erkekleri düşünün, ne kadar da sevimsizler, değil mi?

 


error: İçerik çalma yavşak!!!